24 Ocak 2009

Bi Mana Mes'uliyet


Kul bi mana mes'uliyettir' demiş büyükler. Yeni tabirle sorumluluk. Lakin ben eski kelimeleri daha fazla tesirli görmüşümdür. Güzelim 'Hakim', yargıç olduğundan beri, 'mahkum' olanların sayısı azaldı. Nasıl azalmasın ki ismi ile müsemma bir kelimedir 'Hakim'. Bir konuya hükmetmek ne kadar güzel ve edebidir. Hükmeden 'mahkum' kılabilir, o vasfa sahip manasına kadar çıkar hakimin ıstılahtaki açılımı. Mesuliyet sahibi olanda mahkumdur ve haliyle hakimdir, hakim olması gerekir. Ne hazinki biz mesuliyetimizi başımıza gelen musibet sanıyoruz. Evladımız'ı bizi kızdırmayacak kadar dinliyor, eşimizi her istediğimizi koşulsuz onaylayınca daha bir başka seviyor itirazı, farklı bakışı yabancı element sayıyoruz. Kul mesuliyetin kendisidir. Her kul irtibatı olduğu her hadiseye hakim olamasada, yapısı itibariyle mahkumdur.
Sabah işe giderken kimseye selam vermesenizde olur. Tabiatınız buna uygundur, ya selam alırsanız, sıcak bir tebessümle sunulmuş 'günaydın xx bey' ne kadar daha kilitli tutar ağzınızı. Bu ilk mahkumiyettir. Sosyal olmanın mahkumiyeti ama bu hoş bir durumdur, sevildikçe sever, selam verdikçe selam alırsınız, selametle uğurlanırsınız. Kul olmak kolay değildir, kulluğun aslı bizi Yaradana karşıdır. Türevi çevremizdekilere kadar iner. Bir dostunuz size hediye alsa sade siz mutlu olmaz ailenizide katarsınız. Anneniz sevinir ne güzel arkadaşları var oğlumun. O da arkadışınızı sever. Şirketinize yüksek kar getirecek iş başarsanız, patronunuz sevinir, o gülümsemesiyle çocuğunun başını okşar ailesi sevinir. Kul bi mana mesuldür. Yaptığından, yazdığından kızdığından, dilinden; bu yük doğru taşınırsa en mutlu mahkum yapar insanı şu dünya 'nezarethanesinde'. Mutluluğun en güzeli de kalabalık olandır, yalnız olan/bırakan değildir...

Hiç yorum yok: