22 Ocak 2009

Sevmek Her An Güzeldir!


...Birbirlerinin yüzlerine dahi bakmaya kıyamıyorlar, herkes çok yakıştırıyordu ikisini. Aşkın bütün delilikleri kalplerinden geçmiş, beraber değillerken hiç bir tam,tam olmamış, bütün bütün kalmamıştı. Çok seviyorlardı. Ah bir Fuzuli'de bu devirde olsaydı da o meşhur 'Leyla vü Mecnun' mesnevisi modern haliyle ruh bulsaydı.. Adam çok heyecanlıydı ellerini ilk tuttukları, gözlerinin içinde kayboldukları günün devri senesine çok az kalmış, sevdiğinin en sevdiği tek taşı günü varmadan almış saklamıştı. Önce vereyim diye içinden geçirmiş olsada, şunun şurasında ne kaldı, o vakte kadar saklayayım demiş geçmişti.. Telefondaki ses konuşmakta zorlanıyor bir şeyler geveliyordu, n'oooldu dedi, n'oooollduuu diye bağırdı karşı sesi bastırmak yüreğinin yangınını duymamak için, telefon düştü elinden ve dünya düştü, gün düştü, düşleri düştü hep beraber bir düş gibi geçti her şey, kalbi daralıyor konuşamıyordu. Trafik kazasında diye devam eden cümlelerdeki her kelime kurşun olup yağıyordu kalbine.İki sözcük çıktı, çıkabildi; ama ne çıkış kim duysa yüreği kanardı: aşkııııımmmm, bırakmaaaaa!.. Olanlara hala inanamıyor, hastanenin ikinci katında doktoru bekliyordu. Doktor yaklaştıkça, her şey uzaklaşıyor, koridorlar soğuyor, kuşlar susuyor, dünya duruyordu. Yaklaştı, gözlerini kıstı; başın sağolsun.. Bir kez yıkılan dünya, kanayan yürek kaç defa daha yıkılırdı ki,daha ne kadar yanardı?. Doktor cebinden bir pusula çıkardı uzattı birgünde bin yıl yaşlanmış genc aşığa.. Okumaya başladı: "Aşkım hani seninle ilk buluştuğumuz gün var ya az kaldı o güne ve biliyorumki sen beklediğim teklifi sevdiğim hediyeyle yaparsın bundan o kadar eminim ki; ama emin olamadığı her uyandığım günün sonunda tekrar sana kavuşup kavuşamayacağım, onun içindir ki bu kağıdı hep çantamda taşıyorum bana birşey olurda sana kavuşamazsam. Aşkım ölüm gelirde ikimizden önce beni bulursa çok üzülme olur mu? seni hep bekliyor olacağım ve biliyorum ki elindeki tek taş sadece bana ait sen teklifini yine yapacaksın ve ben evet diyeceğim ilk günkü gibi duru ve sade. Evet aşkım seni seviyorum ve bana ait olanla seni bekliyorum... "

* * *

Yakın zamanda 14 şubat var. Diğer ifadeyle Sevgiiler günü. Kim ulaşacak o güne kim varacak kimse bilmiyor. İnacım o ki bir hediye verilecekse, bir kavuşma olacaksa ertelenmemesi gerektiği. Ben bunu bilir bunu uygularım. Sevdiğim hergün özel, eşim hergün biriciktir benim için. Bazı günleri diğerlerinden farklı kılmak bu işin geleneği olduğundan olsa gerek, bir çoğumuz 'o' özel adledilen günde herşeyi unutup dünyanın en iyi eşi, en iyi aşığı, en iyi dostu olmaya çabalıyoruz. Güzel bir koroda en güzel sesimizle sevgiliye seslensek, o kalabalığın iştiraki sesimizi özel değil anonim kılar. Sadece o günlerde mutlu olabilen zaten hayatının diğer 'normal günlerinde bir ilgi, bir tatlı söz görmeyenlerde tek çiçekle baharı bekliyorlar. Özel günler elbette olsun kutlansın, insanlar hatırlansın ama sırf 'resmi' bir vakti var diye bir şeyleri geciktirmeyelim, bekletmeyelim, beklemeyelim, zira kaybettikten sonra bütün ömür boyu Mecnun olsak ne fayda, Leyla olmayacak olduktan sonra...


not: hikaye nacizane bana ait olup alıntı değildir

1 yorum:

Adsız dedi ki...

cok hos bir hikaye cok sayıda örnegi var bunların kendinizinde böle bişi yazması cok hos bir enstantane olmus yazarımıza sevgiler gecen zamanı durdurmak elimisde deil en önemli olan şu an yapabilecegimiz şeyleri ertelememek cünkü yarın bile cok gec olabilir dediğiniz gibi saygılar...23