26 Eylül 2009

Aşk Sayıklamaları*2


Aşkları kalbinde taşıyanlar ile aşkı kabinde yaşayanlar biraz farklıdır, bu suretin aşkı olabileceği gibi siretin aşkıda olabilir.. ya da dünyevi insana uhrevi aşkı, uhrevi insana dünyevi aşkı yollamak gibi.. Hangisi kalbi yorarken karşılığını verir tam manasıyla?.. Aşık karşılık beklerken sevgiliden mi bekler aşktan mı?.. Mecnun, Leyla'nın peşinde koşarken Leyla'nın sahibinimi arıyordu, yoksa kendi sahibini mi? Manasız geliyor kulağa,aslında ikisinin sahibi de tek.. Fakat aşık öyle yanar öyle yanar, sanar ki, aşkın acısı sevgiliden yanadır, onun mah cemalidir kor kor tutuşan.. Sermest olduğu kadar mestane mestane gezişi kendi kalbine yönelmesini engeller, öyleki kalbe her bakışında, cananı meskun bulur, ama kendisini bulamaz.. Yiğitlikte burda aslında kendini bulmakta ve haliyle kendini bulduranı aramakta..

Dünyevi aşkların hepsi fani olduğundan, yanan ateşte fanidir.. Ama asıl aşktan bir cüz olduğundan her halde, 'bir'e bağlıdır, ve asıl 'Bir'den gelir.. Kimi şanslıdır, asıl bire bu aşkın yoluyla ulaşır; kimi de, asıl Bir'i aynı aşktan kaybeder gafildir, fazlasıyla gölgeye bağlanır.. Ne dedik, aşkı kalbinde yaşıyanlar; bu bu kadar mümkün mü, kalbe onca ülfet ve onca ünsiyet yağarken, cananın şemsiyesini açıp korumak, kalpte asıl taşımak, mümkün mü?.. Mümkün olmayan tek şey, ne olursa olsun aşksız bir nesnenin var olmadığı, gerisi aşktaki hevesin derecesi ile ölçülebilir..

Tıpkı Hz Yusuf'a ilk önceleri hevesle yaklaşan Züleyha'nın, sonraları, saf aşkla yaklaşması gibi.. Ama ne inceliktir ki maşuk hep aynı şecaatle ve sabırla bekledi, uymadı ve gömleği sırtından yırtıldı.. Bu sırt çeviriş aşka değil, aşığa değil,aşk postuna girmiş hevaya idi, hevese idi.. Bilmem bugün bizim ruhumuzun gömleği neresinden yırtılmış haldedir, yok mudur bir ruh aynası ? Baksak ve haklıyken zindan da bir aşk yaşasak, sarayın iştihamına mukabil..

Fatih'in rüyasına giren İstanbul mu sanıyorsunuz; aldanıyorsunuz, İstanbul asıl aşka giden bir Leyla idi Sultan Mehmet( rahm aleyh)'in kalbinde..Çok kimse İstanbulu aldığına sevinirken, Sultan ağlıyordu, şimdi aşkın göbeğindeyim ve bu büyük aşka sadık olabilecek miyim diye..? Çünkü asıl Sultan(s.a.v), İstanbul'u çoktan fethetmiş bekliyordu, alemlere nur gül yüzüyle..

2 yorum:

bahar gelsin dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık

karakalem dedi ki...

teşekkür ederim, ilginize..