28 Ekim 2009

Ölçüyü Kaçırmak


Ne ile iştigal ettiğimizden ziyade, hangi ölçüyü kullandığımıza bakmamız daha akıllıcadır aslında.

Bir futbol oyunun yansıması bitmemiş ve hala geçmişte kalana misyon yüklemeye devam ediliyorsa, terslik bizdedir. Neye kızıyoruz ki?..

İşin sorumluları zaten düşünür taşınır, işini yapmaya devam eder. Futbol için daha geniş çaplısı zaten teknik kadro ve futbolcuların işidir. Uzun zamandır fazla futbola yoğunlaşmıyorum yazılarda zira pek farklılık yok , eski tas eski hamam..

Ölçü salt tek başına çözüm değilsede, doğru çözümün ve gerekli verimin anahtarıdır. Yemek yapan bir kadının ölçüsü kaçarsa yemeğin tadı, yemeğin tadı kaçarsa kocasının tadı kaçar. Tadı olmayan koca evde huzursuzluk verir, rahatsızlık verir gerilim artar. Kim ister ki bunu ?..

Ölçüyü ilk kaçırana tepki verecek kocanın ölçüsü kaçarsa, hani kantarın topuzu misali, iş onulmaz noktaya kadar gider, gidiyorda sık sık, televizyonlar bu tip haberlerin yatağı artık, pek bir nitelik kalmadı. Hoş ölçüyü tutturacağım diye kendine vazife çıkaracak kaç kişi var ki dünyada.. Hepimiz başka ölçülerin peşindeyken, başkalarının ölçüyü koymalarınıda istiyoruz çok defa, ama ortasını bulup ölçemiyoruz hayatımızı.

Ölçü aslında hayatın tadı ve zamanın kıymetidir. Hamgimiz bir işi yaparken ölçüsünü yokluyoruz ki, çocuğumuza harçlık verirken , eşimize hayıflanırken, işimizi yaparken, ibadetimizi kollarken, severken, kızarken bir ölçünün kulbundan tutuyoruz ki?. Sonra kızıyoruz. Öyle araba mı kullanılır, yuh ne biçim elbise giymişsin, bu nasıl dostluk misalinden..

Saksıdaki çiçeğe ihtiyacından fazla su vermek iyilik değil, kötülüktür. Aşkta sevgiliyi yere göğe koyamayıp hatasız addetmek hem ona hem kendine kötülüktür. Şimidiki evliliklerin, aşkların yada dostlukların kısa olması, ne sevgi eksikliği ne tek taraflılıktır, haddi zatında 'ölçüsüzlüktür' bütün hayatımızın dengesizliği..

Bunu görmek için kendimize bakmamız dahi yeterlidir. Rabbim öyle ölçüyle yaratmış ki herşeyi, insanoğlu anlaşılmaz şekilde ölçüden saşarak kendi huzursuzluğunu hazırlamış. Aslında severkende bir ölçü koymalıyız, sevgiye karşılık verirkende. Çünkü ölçüsüz her iş, karşılık beklemeyi baskınlaştırır. Sürekli aşkta veren taraf olan, ölçüsüzce seven, aslında aynı oranda isteyen de olmaktadır. Mecnun olmak Leyla'dan da aynısını ummaktır bi mana.

Ölçüyü yakalayanlar daha bir mutlu ve daha bir ağız tadıyla yaşarlarken hayatı, ölçüyü kaşık kaşık koyanlar biraz daha geriden bakarlar, huzura.

Ölçü nedir ?.. Ölçü bir işin başını değil sonunu görmektir kısaca, ve bunun içinde küçük ölçekli başucu tecrübeleri kullanmaktır..

Misal sevgilinize elli iki tane gülü tek seferde vermek mi güzeldir, her hafta bir gül vermek mi?

Çocuğunuza harçlığı bir günde vermek mi doğrudur, misal 60 lira, haftada 15- 15 vermek mi

Eşinize bir günde 100 kez seni seviyorum demek mi etkilidir, belli aralıklarla söylemek mi?

Bir oturuşta üç öğünü yemek mi sağlıklıdır, ayrı ayrı üç seferde yemek mi?..

Bu soruları uzatmakta, kısaltmakta zihnimizin elinde. Cevaplar ise zihnimizin yanında hayatımız ve tecrübelerimizin elinde..

Çok şeyi ölçüsüz yapmaktansa, bir iki şeyi ölçülü yapmak daha uygundur..

hiç bir koltukta iki karpuz taşıyan birini gördünüz mü?

2 yorum:

bahar gelsin dedi ki...

itidali yakalamk önemli tabi ama fıtratla da alakalı bazen çok istesem de bunu yakalayamıyorum ben ya hep ya hiççiyim genelde ama eğitmeye çalışıyorum nefsimi çünkü dediğin gibi mutsuzluk yapıyor bir bakıyorum bir coşku göklerdeyim bir anda yere çakılıyom sonra ama fıtrat işte:))

karakalem dedi ki...

pek yakalayanımız yok zaten, zor bir durum yinede güzel olanı, kaleminize sağlık..