18 Kasım 2009

Korkuyoruz Ama Hangisinden ?


Sabah gözlerimizi açıp güneşi gördüğümüzde sımsıcak bir his kaplar içimizi, sesler yine kulağımıza yankılanırken, renkler gözümüzün boyası olmaya başlayacaktır yeniden. Perdeyi açıp eşssiz bir nimeti nefesi içimize çekerken, dünde kalan planların yarım olanları önce yoklamaya başlayacak zhnimizi, ve sonra üç gün sonrası, on gün, bir ay, bir yıl, yıllar sonrası..

Ekrana kurulup, dünyada neler olmuş hele bir bakalım düşüncesinin yerini çok kez aynı sahneler alırken, dudaklarımızdan düşenler sadece", vah vah", e öyle yaşarsan", hadi ya" terennümlerinden farklı olmuyor çok defa..

Aslında sadece ekrana düşenler değil çevremizde de çok olaylar oluyor. Ama öyle vurdumduymaz olabiliyoruz ki, bir sinema filmi seyretmekten farksız hale geliyoruz. Geliyoruz da hayat rahat duruyor mu, koyuveriyor önümüze küresel bir müptela, başlıyor silkelemeye insanları.. Son müptelemız, korkumuz malum grip.

Dua sonda yapılır ama baştan Rabbim bu beladan ve benzeri belalardan cümlemizi korusun deyip, asıl soruna geçeyim;

Bu beladan korkuyoruz korkuyoruz da, korkumuzun asıl nedeni ne? ölmek mi? öldükten sonrası mı?.

Çevreme ve genele bakarsak, ölmekten korkanımız oldukça fazla, sonrasından korkanımız pek yok gibi.. Halbuki, ister griple olsun, ister olmasın, ölümün hepimize bir gün erişeceği kesinkez biliniyor biliniyorda bu kadar net hissettirmesi yüreğimizi mi titretiyor?..

Şahsi niyetten çıkıp genel olana bakarak söyleyeyim. Asla ve kat'a. Titrememizin asıl nedeni, bu tatlı yaşamın aciz bir virüsle ve her şeye malikken bitebilecek olması; aslında kendi acziyetimizin bir kez daha ortaya çıkmasıda denebilir.

Bunları normal olarak görüp geçmeye çalışssamda aklıma hep şu takılır, takılıyor. Tedbir olarak hiç kendimize farklı bir yol ve yaşam çiziyor muyuz?. Ağzımızı maske ile kapatmayı düşünürken, bir maskede ağzımızdan çıkan, kem sözlere, gıybetlere, iftiralara vurmayı düşünüyor muyuz?

Ellerimizi bol bol yıkarken, ruhumuzu da şöyle bir temizlikten geçirmek aklımıza geliyor mu hiç. Evden çıkmayalım, şöyle yapalım, gerekirse uzun yalnızlıklar yaşayalım diye niyetlenirken, asıl ölüm için, evden çıkmamayı, tefekkürü hiç reçete olarak yazıyor muyuz, çevremize, kendimize..

Bu soruları uzatmak mümkün ve daha kurcalamanın manası olmaz, ama neden gerçek yaşamı bilip dururken, bu tip büyük tehditlerde asıl tefekkürü ve verilmek istenen mesajı ıskalıyoruz..

Evet normal, tedbir gerekir her şey için sağlığı korumak dinen bir vecibedir de, neden ruhumuzun sağlığını hep erteliyoruz neden sanki sadece grip-ve benzeri- ortaya çıkınca öleceğimiz aklımıza düşüyor, sağlam insanın grip olandan daha öte bir garantisi mi var.?

Yaşıyoruz ve bugüne çıkmış olmamız bir fırsattır aslında. Bir gribin, bir hastalığın, bir belanın avucuna düşmeden bu fırsatı derhal değerlendirmeyi düşünmeliyiz, nasıl sağlıklı yaşamak için ilaçlara para pul veriyorsak, ikinci hayatımızda da sağlıklı yaşamak için, ilaçlar bulmalı ve onlarada bir şeyler harcamalıyız.. Bu beden ve milyon tane alem asıl sahibin elinde, ister yaşatır ister öldür, ister affeder ister sağlık bahşeder ama bizim elimizde şu andan ötesi için bir sened yok; o vakit her şeyimiz yerindeyken böyle müptelalara her zamankinden farklı bakıp tefekküre vesile sayalım, güzel olmaz mı?

4 yorum:

bahar gelsin dedi ki...

iyi bir noktaya temas etmişsin sormadan bağlantı verdim ama:))

Adsız dedi ki...

ikinci hayata yatırım yapmak (varsa elbette) iki yüzlülük değil mi. birileri iyilik yapacaksa bana, ben olduğum için yapmalı; ikinci hayatında rahat etmek için değil.
bence asıl ibadet budur.
(bkz: yaradılanı sev yaradandan ötürü)

karakalem dedi ki...

bahar gelsin:) estağfirullah omur duyarım çok sağolun..

karakalem dedi ki...

adsız> yorumunuz için sağolun fakat bahsettiğiniz konu imanla alakalı eğer bu noktada fikrimiz farklı ise bunu izah etmem elbetteki buradan kelimeler olmaz. Fakat şu var ki yaradılanı sev yaradandan ötürü ye sığınarak diğer alem-i düşünmeyi iki yüzlülük addetmek insafsızlık olur takdir edersiniz ki; zira yaradandan ötürü demek onun rızasını kazanmak demektir ki, bir müslüman için en büyük şereftir, şimdi sizin anlayışınızla bununda iki yüzlülük olması gerekir niye, Hz. Allah'ın rızası olsun diye insanları sevmiş oluyorsunuz dimi.. yani bize kalsa sevmeyecez ama işte bir Yaratan var onun gazabından kaçalıma çıkar bu sözleriniz.. neyse..
İnandığnız her ne ise ona yatırım yapmak her halukarda akıllıca bir hamledir ve bu kuralları ile yapılırsa ahlaklı olur..
eğer bir mailiniz varsa daha sağlam bir açıklama yapabilirim şimdilik bu kadar sağolun...