16 Haziran 2010

Aşk Sayıklamaları*8


Esir olmuştu henüz bir kez ördüğü o gözlere. Kim bilir nasıl bakardı sevdiği, aşık olduğu kimseye diyede geçirip hayıflanıyordu içinden. Neden ben değilim bu gözlerin sahibi neden diyerek ayak diretmeye başlasada, aşkın büyüsü bedenini sarmalamış, akıl ikliminden hayal iklimine uçalı çok olmuştu..

Peki ben şimdi nasıl yolumu bulupta kendime geleceğim diyerek debelenmeye başladı genç aşık. Halbuki daha çok değil bir kaç zaman evvel bir arkadaşının tıpkı bu hisleriyle dalga geçmiş demediğini bırakmamıştı. Ya şimdi göğüs gerebilecek miydi, kızdığı küçümsediği bu güçlü ve vazgeçmesi pek mümkün olunmayan halin istihzalarına..

Yürüdüğü yollar her zaman bu kadar güzel gelmezdi gözüne, hele yağmur, sevmediği ne çok şey varsa kızamıyor, bilakis hiç tadmadığı tadların hazzıyla eve giresi odaya kapanası gelmiyordu. Sığmıyordu dünyanın geniş ovalarına, çöllerine. Serinlik için kaç denizin suyu gerekirdi bir kez daha görürse o ahu gözleri bilemedi, ama bildiği, artık güneşşsiz, sobasız ve ateşssizde yanacağıydı, tutuşacağıydı. Hayatını pek çok kez mantık süzgecinden geçmiş sofraların misafiri olarak düşler, aşkmış, hasretmiş, edebiyatmış şiirmiş bunların hiç birisine yüz vermez ve tabağına koymazken, şimdi önüne gelen gıdalara uzanacak takat ve heves dahi bulamıyordu..

Aşk bu olmalı demeye cesareti de yoktu henüz. Aşkı çok kez duysada, kendi başına geleceğine hiç ihtimal vermez hep planlarını gerçekler üzerine inşa ederdi.

Şimdi hangi şehrin limanına varıpta hal soracak, hatır bulacaktı?. Hangi kelimeler formülde yerine koyunca çözümü anlatacak, sonuç sonsuza, yokluğa değil, o güzel gözlere varacaktı. Ama hangi sözler ve nerde nasıl karşılayacaktı..

Büyük konuşmamalıymışım diye devam ederken yoluna, bir kitapçının vitrininde "Leyla vü Mecnun" yazan bir kitap gördü. Düşündü, bu isimleri ilk defa duyduğuna göre, çok önemli olmalılar herhalde diye geçirdi içinden. Kararsız adımlara dükkandan içeriye geçip, tezgahtaki satıcıya yaklaştı ve kitabı işaret ederek sordu, Kimdir bu Leyla ile Mecnun.. Orta yaşını biraz almış satıcı, biraz şakın biraz da babacan tavırla, yanıtladı. Yanıt gencin yüreğinden ağzına getirmeye korktuğu bir tasvirle döndü saplandı; sen hiç aşık olmadın galiba?..

Kitap gözünde büyüsede eline alıp okumaya, bakmaya korkuyordu. Zaten sihirli bir aynadaymış gibi her seste her yönde o güzel gözlerin aksini görüyordu, ya birde kitaptaki Leyla, o baktığı gözler gibiyse ne yapardı..

Kitapçı biraz daha yaklaştı ve fısıldadı anlamış gibi halini, korkma her aşık çokca mecnundur, Belki senin leylan henüz yok ama hiç bir Mecnun Leyla'sız yazılmaz yeryüzüne, hiç bir Leyla'da Mecnun bulmadan ben Leyla oldum demez diyemez...

Hiç yorum yok: