28 Mart 2011

Dünya Telaşı


Sabah gözlerimizi açtığımızda zihnimiz dünden ve dünlerden kalan telaşları atmamışdır çok kez, her zaman bitirilmesi veya yetişmesi gereken işlerimiz vardır. Telaş vakti kısa olupta sonunu getirmek isteyenler için ideal tasavvurdur da salt dünta işleri için gösterdiğimiz telaşın kaçta kaçını asli olan mes'uliyetlerimizde gösterebiliyoruz ki?. Hoş gölgelik bir mekandan fazlasını ihtiva etmeyen, cismaniyete bürünmüş ruhumuzu esir alan dünyanın sonunu bilmiş olmak neyi değiştirirdi ki?. Ölümü ve bu alemden göç edeceğimizi biliyoruz da, ne değişiyor hayatımızda?Bilmek tek başına yetmiyor bir çok mesele için, artık bilmenin yanına anlamayı, farkında olmayı ve endişeyi de eklemeliyiz. Endişe hevesi taşımayan bir bilmenin nazarı kardan adam somutluğundan fazlası değildir benim için. Zira azıcıkta olsa endişesiz bir bilgi günlük gazete okumak kadardır. Okursunuz ve biter. Telaşlı olan bizlerin endişesi elimizdeki her şeyi bitirmek, tamamlamak, yenilemek üzerine sevk ederken, gerçeği de kenarda tutmamıza sebep oluyor. Herkes kendi ilmince bir gerçeğin kapısında bekler, bu bekleyiş kapının açılmasıyla son bulur, bulacaktır. Artık iki elimizi çenemize dayayıp iyi bir muhasebe yapmanın zamanı gelmeli, işimizde, evimizde ve ömrümüzün geçen zamanlarında ne kadar huzurluyuz ne kadar yükümlülük sahibiyiz bir kez daha gözden geçirmeliyiz.

Hiç yorum yok: