24 Ağustos 2011

Kabulsüzlük

İçinde bulunduğumuz bu güzel atmosferin nihayetine sayılı günler varken yine ortaya birileri çıkıp insanların gönül kuyularına taşlar doldurmayı görev biliyor. Herkesten daha iyi bildikleri varsayımıyla hareket eden bu içi kof güya yetişmiş kişiler hayatlarının çoğu kısmında uygulamadıkları bir takım emirleri kısaltma yada azaltma eğilimindeler. Konunun ne olduğu bir çoğumuza malum. Pek yazasım yoktu lakin içim acıdı, yüreğim burkuldu. Tek kelimeyle ilimlerine yazık ettikleri gibi herşeyi normal tadında ve emredildiği gibi yaşayanlarıda tereddüte düşürmeye çalışıyorlar.
  Bu müberra dinin emirleri, yasakları , sünnetleri ve hatta nafileleri bellidir. Kişi nasıl yaşamak istiyorsa ve o şekilde uyguluyorsa hayatına bazı şeyleri, hesabını da kime nasıl vereceğini biliyordur. Haddi zatında işin uygun olanını yaşayanlardan zerre yorum ve itiraz gelmezken sınıfın tembel, huysuz, hırçın ve hatta serseri öğrencileri gibi akışın huzurunu bozuyorlar. Bozuyorlar çünkü herşey normalinde giderse döküntü oldukları, ilimlerinin riyaya bulaştığı gerçeği zil çalınca ortaya çıkacak. İstiyorlar ki zil çalmadan ortalığı karıştırıp, karmaşa içinde bir şeyler yapıp tüysünler. Öyle yağma yok. Bu kadar basite indirgenemez bahsedilen emirler. Eğer teslim olupta inanmışsanız oturun eksik olan yerlerinize ağlayın, ağlayalım, yok mağrur nefsinize gelen yerlere çalışıp doğru olanın sadece o olduğu diktesindeyseniz, arkanızda sağınızda solunuzda kimse yok bilesiniz. Bu dünyanın bazı makamlarında rahatça yaşıyor olabilirsiniz, lakin fani olanın bittiği yerde sizin hüsranınız başlamış olacak. O vakit ne yapacaksınız. Rabbim ilmiyle amil olanlardan eylesin, zalim olanlrdan değil....amin..

Hiç yorum yok: