10 Ekim 2011

Batının Gözüyle(!)

Tarihi anlamanın tek yolu değil, tarih kitapları. Kimi zaman içinde bulunduğunuz şartlar tarihteki bazı hadiselerin neden farklı cereyan ettiğini gösterir adeta. Neden şöyle olmamış diyebilmek için kendimizinde, toplumunda şimdilerde bazı şeyleri neden öyle yapmadığına bakmalı ve geçmişi eleştiriken bir kez daha düşünmeliyiz. Pek severiz aslında özelde kendimiz, genelde başkaları hakkında kimlerin diğer tabirle ellerin yaptıkları yorum ve tespitleri. Geçenlerde bir sitede gördüm, "Batının Gözüyle Osmanlı Kadını" adında bir kitap tanıtımını. Ne kadar ilginç, "Osmanlı Kadını" adıyla sunulsa daha fazla dikkat çekmeyecekti muhtemelen ve başka fikirlerin tasvirleri okurda merak uyandırır şeklinde düşünülmüş oldu. Özel olarak batılı kimseler anlatmış da olabilir. Kitabı okumadım. Dikkat çekmek istediğim husus bu kitabın özelinde genel olan avrupalılardan onay alma hastalığımızın hızla devam etmesi. Bu kitap Osmanlı kadınlarını övüyorda olabilir, olsun. Bu da geçer akçe olmamalı. Eğer kendi geçmişimizi irdelemek istiyorsak öncelikle tarihimizi objektif bir şekilde incelemeli, dönem hakkında aklı selim bilgilere ulaşmalıyız ki, subjektif romanlardan, kitaplardan faydalanalım. Nihayetinde anlatılan şeyler yaşanmış ve kültürleşmiş olguları tasvirleyip, derleyip okuyucunun gözüne sunuyor. Bugünlerde devam eden bir dizi var osmanlı ile alakalı, kaç vicdan sahibi orada anlatılanları, gerçek manada samimi buluyor?. Çok azdır. Hayatımıza etki edecek rituelleri belirlerken bile başkası ne der fikrini daima aklında tutmuş bir halkız az çok. Doğru yapılacak bir uygulama başkasının gözüyle değil sonuç ile yorumlanabilmeli, istenilen neticeye ulaşana kadar doğru olan yoldan kaçınılmamalıdır. Her insanın, toplumun, hatta milletin bir dış gözlemciye ihtiyaç duyduğu duyacağı zamanlar olur lakin bu iç dinamikleri sarsıcı ve yıkıcı değil eksik olanı gösteren bir yapıda olursa bir işe yarar. Aksi takdirde populizm kurbanı olmaktan pek kurtulamayız.

Hiç yorum yok: