28 Ekim 2011

Yürek Yakan Günler...

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, hıçkırıkların boğaza düğümlenip kaldığı anlar vardır. Fert fert, an an yaşanır. Yaşayandan başkası pek bilmez. Ve birde son haftada olduğu gibi tüm milleti bu haleti ruhiyeye iten büyük belalar vardır. Son Van depremi gibi. Elde sıcak çay yudumlayıp, televizyondan vah vah etmek kolay olanı, hemen elinden geleni yapabilmeye çalışmak yardım ulaştırmaya çalışmak da en güzel en uygun ve en sevap olanı. Bu yüzden durmamalı bir şeyler yapmalıyız. Bir şeyler yaparkende aslında kendimizide sorgulamalıyız tekrardan. İşimizi dikkatlice yapıp yapmadığımızı kontrol etmeliyiz. Hepimiz kendi sorumluluğumuzun müteahhidiyiz aslında. İnsan hayatına müdahil işlerde sorumluysak daha bir dikkatli olmalıyız. Belki çürük binalar dikmiyoruz ama yardımdan uzak kalacak çürük bir bencillik ekiyor olabiliriz, çoluğumuza çocuğumuza. Ya da bir arabayı tamir ederken iki vidayi az önemseyip daha gevşek bırakıyor olabiliriz. Biraz uyanık ol gözünü aç diye diye uyanıklığı başkasının hakkına göz dikmek olarak -kerhen- anlatabiliyoruz. Bir deprem oldu insanlarımız aç ve açık kaldılar. Asıl aç ve açık olması gerekenler bu afeti görüp silkelenmesi gerekenler yine bizler olmalıyız. Ruhumuz dürüstlüğe aç, şefkate, yardımseverliğe açık olmalı. Rabbim orada olanların yardımcısı olsun, tarif edilemez bir hal ve maddi yardımın dışında elimizden gelen tek şey dua.  Geçmiş olsun güzel anadolu insanı geçmiş olsun tevekkül ve sabırla bu halden de çıkabiliriz diyen Allah'a sığınan güzel insanlar, biz buralarda rahatız, halinizi pek anlamıyoruz, ve bir kaç vakte kadar unutacağız yine kendi dertlerimize düşeceğiz malesef her zaman olduğu ve olacağı gibi. Hakkınızı helal edin, Rabbim kimseye bu denli büyük acılar yaşatmasın hele evlat ve aile acısı hiç göstermesin... Amin..

Hiç yorum yok: