14 Temmuz 2012

Akıp Giden Sel Gibi

Kırgın bir beden, kapanmak üzere kanlanmış gözler, belirsizliğin getirdiği gerilim ve yatağa bir kuru yaprak misali düşüş. Çok defa bu anı yaşarız, kaygılarımız, emellerimiz, neyi nasıl yapacağımızın hesabı ve bir çok yük. Kimse, dur! bi soluklan hele bir otur sakin ol demez. Herkesin kendince yükü ağırdır. Öyle ki bize beynimize, hayatımıza yığılan her şeyi yetiştirmeli ve o işleri bitirir bitirmez yeni koşturmacalara yol açmalı diyerek akreple yelkovanı eskitir dururuz.Takvim sayı boncuğundan öte anlam taşımaz bir vakit sonra, Kaybedecek zamanımız yoktur, kaybolacak dünya meşgaleleri için. Debelenir dururuz. Bir zaman gelir nefes tükenir hele şu duvara bir yaslanalım deriz, ellerde duvara dayalı halde soluklanırken, bir iki genç hızla geçer gider çekil babalık acelemiz var diyerekten. Tam kızacak oluruz, tam ağzımızdan nereye koşturuyorsunuz bu dünya fani heyy çıkacak olur. Susar kalırız. Bir avcumuza bakar, bir bedenimize bakar bir de geçmişe bakarız. Yaşanmış bitmiş sadece hayali kalmış eski bir zaman dilimi ve geri alayım desen, en değerli şeyleri ödeyeyim desen sonuç çıkmaz. Zaten yaşarken hep nakit ödemiş bitirmişsindir sermayeni. Yumrukları sıkar duvara vurmak istersin, ya da bari o gençleri yakalayım uyarayım diye koşmaya çabalarsın, olmaz derman sende değildir, çökmek üzere eğilmeye başlayan başın vakti zamanında bir kez eğilmemiştir. Şimdi eğilsende 'eğrisin' diye pek bi makbul görünmezsin. Öyle değil miydi, her şeyin genci tazesi, iyisi muteberdi geçer akçeydi, planlanda plana koşarken. Kusurlu, ezik, eksik olanlar pek bi itibarsızdı, yavandı, hep daha iyisi daha farklısı olmalıydı, sıradanı sıradan insanlar içindi. Sıradan biz olamazdık, ara sıra uğrasakta sırayla göçenlerin mekanlarına; sıramızı savar sıranın bize gelmesine daha çok var diyerek sırra kadem basardık.
 Şimdi çok sıradan bir ölüm dahi korkutacak, yüreğimizi yakacak, son parası yalnız eve gitmeye yetecek gariban gibi gidip bir daha çıkamayacağız. Oysa ceplerimize ne liralar girmiş ne poh pohlar sırtımıza asılmıştı; güzel güzel yaşıyorduk oldu mu ya şimdi, nerden çıktı bu hesap, bu sorgu, yok mu bunu bir hali yordamı yolu..??
.
.
.
.
- Bu kalabalık bu gürültü ne, iyi mi bilirdik kimi beni?!
Eyvah yoksa ben ben ö....!?

1 yorum:

sivyus dedi ki...

Bize de bekleriz.